Kitaplar

28 Ağustos 2020 Cuma

Sophie'nin Seçimi



Kitap Adı:
Sophie'nin Seçimi

Kitap Yazarı: William Styron
Çeviri: Kerem Sanatel
Yayınevi: Doğan Kitap
Kitap Sayfa Sayısı: 732
Basım Tarihi: 2019

 Hayatınızda hiç dönüm noktası olabilecek seçimler yapmak zorunda kaldınız mı? Peki, sonrasında "Diğer seçeneği tercih etseydiniz, neler farklı olurdu?" hiç düşündünüz mü? İşte, bu kitap; gerek anlatımı gerekse tarih ve psikolojiyi harmanlaması ile gerçeğin çirkin tarafını yüzünüze vurabilen ender eserlerden biri. Öyle bir an geliyor ve anlıyorsunuz ki insanlık tarihindeki en büyük felaketlere öylece arkanızı dönüp gidemiyorsunuz. Bunu özellikle belirtmemin sebebi kitapta 2. Dünya Savaşı ve Nazi gerçeğinin tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmesi... Tarih o kadar büyük acılara sahne olmuşken siz, hiç bir şey yaşanmamış gibi davranamıyorsunuz. Okuduğunuz her satırda görmediğiniz ama kitaplardan gayet iyi bildiğiniz savaşın, en merhametsiz anlarına şahitlik ediyorsunuz.

Kitabın baş karakterlerden biri Sophie. Kitaba adını veren Polonyalı bir kadın. Bu geçmiş yolculuğa kendisi ile beraber çıkıyoruz. Tabi ki yalnız değiliz. Sevgilisi Nathan ve en yakın arkadaşları Stingo'da bu yolculukta bizlere eşlik ediyor. Kitaptaki sürükleyici hikayeyi, 22 yaşında yazar olmak isteyen Stingo'nun anlatımından dinliyoruz. Zaten tüm olaylarda Stingo'nun, bir pansiyona yerleşerek Sophie ve Nathan ile arkadaş olmasıyla başlıyor. Bu enteresan arkadaşlık, kişilerin travmalarını da bir bir ortaya çıkartıyor. Sophie'nin 2. Dünya Savaş'ının etkisini üzerinden atamaması ve Nathan'ın kişilik bozukluğu ile inişli çıkışlı bir hikaye örüntüsünün içine dalıyoruz. 

Kitap ilerledikçe belli bir kırılma noktasından sonra tüm karakterlerin akıl sağlığından endişe etmeye başlıyorsunuz. Doğru ve yanlış birbirine karışıyor. Savaşın arkasında bıraktığı insanların travmalarını kavramaya başlıyorsunuz. Hatta kitabı okuyacaksanız, psikolojinizin sağlam olduğu bir dönemde okumanızda fayda olacaktır. Yoksa kitaptaki gerçeklik ile sınırlarda gezinmenin depresif etkisi sizi de içine çekebilir.


Olumlu Notlar:

1) Yazar, savaş ve Nazi ortamını dramaya kaçmayan tüm gerçekçiliği ile anlatmayı başarmıştır. Tabiri caizse, tarih bilginiz cilalanacak.

2) Tarih ve psikolojinin harmanlanarak kullanılması kitabı bir üst seviyeye taşımış. Psikoloji adına kitap sağlam gözlemlere ve doğru teorik bilgilere oturtulmuş.

3) Madame Bovary ve Lady Chatterley'in aşığı kitaplarına yaptığı göndermeyi (iki kitabı da okuduysanız) tüm duygu yoğunluğu ile özümseyerek kavrıyorsunuz. 

Olumsuz Notlar:

1) Kitap ile ilgili yapılan en sık eleştirilerden ikisi: cinsellik ve argo sözcük kullanımı. Bu konularda hassasiyetiniz varsa, kitabı okumamanızı tavsiye ederim; çünkü, bu iki özellik kitabın baştan sonuna kadar her yerine serpilmiş durumda. Atlama şansınız pek yok.

2) Kitap sizi hikayenin içine çektiğinden ruhunuzu derinden sarsmakta. Bir anlamda eziyetin en sarsıcı hali bu kitap ile vücut bulmuş oluyor. Bu sebeple kitaptan sonra okuduğunuz tüm zalimlikleri kafanızdan atmanız zaman alabilir. 

Akılda Kalanlar:

1) Auschwitz Kampı

2) Pembe Köşk

3) Güney Amerika

4) Paranoid Şizofreni

5) Polonya

Alıntılar:

* Aklı durmuş Sophie'nin, düşünemez olmuş. Dizlerinin bağının çözüldüğünü hissetmiş "Seçim Yapamam! Seçemem!"

Yeryüzünde hiçbir güç sırf ten rengi farklı diye bir halkı sefalete ve fakirliğe mahkum edemez.

İyi bir kitap size çokça deneyim bırakır ve bittiğinde yorgun hissettirir, Çünkü okurken birden fazla hayat yaşarsınız.

Ne mızmız insanlar, ufacık yaralarının...kabuklarını tırnaklıyorlar.

"Hayal ürünü kötülük" - yine Simone Weil'den alıntılıyorum. -romantik ve renklidir, oysa gerçek kötülük karanlıktır, yavan, anlamsız, boğucu.

...Ölüm hayatın sanrısı olsa gerek ki, paganlar bile şüpheyle karşılar, acaba yaşamakla ölmek bir midir diye...

31 Mayıs 2020 Pazar

Madame Bovary Kitap Yorumu

Kitap Adı: Madame Bovary
Kitap Yazarı: Gustave Flaubert
Çeviri: Nurullah Ataç- Sabri Esat Siyavuşgil
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kitap Sayfa Sayısı: 385
Basım Tarihi: 2020

Romantizmin sonu realizmin ise, başlangıcını müjdeleyen bir eserle daha karşınızdayım. Madame Bovary... Sanırım bu kitaptaki en etkileyici unsur gerçek bir hikayeden yola çıkılarak yazılmasıdır. 

Madame Bovary gerçek adı ile Madame Delemare ölümünden sonra  hayat hikayesi ile döneminin Fransa'sında epey merak uyandırmıştır. Öyle ki hikaye Gustave Flaubert'in de dikkatini çekmiştir. Çünkü hikayedeki karakterler ona çok da uzak kişiler değildi. Madame Delemare'nin kocası Mösyö Delemare, Flaubert'in doktor olan babasının eski bir öğrencisidir. Flaubert'in bu olayın izlerini sürmesi ile birlikte Madame Delemare'nin hayatı, Madame Bovary olarak kitaplaştırılır. Bu kitabı okuyarak Madame Bovary'nin ihtiraslı, hayaperest ve iniş-çıkışlı ruh haline de yakından tanıklık edeceksiniz. 

Olumlu Notlar:

1) Geniş bir perspektiften bakmak gerekirse, Madame Bovary dönemin romantizm akımını eleştiren bir kitaptır. Kitapta Madame Bovary'nin romantizm akımına uygun yazılmış kitaplar okuyarak nasıl kötü etki altında kaldığını yazar belirli aralıklarla hissettirmektedir.

2) Madame Bovary'nin köşeye sıkışmışlığı ve iç dünyasındaki gelgitler, yaptıkları hataların sonucu değil; nedeni olarak kitapta yansıtılmıştır. Bu sebeple Madame Bovary karakterinin iyi ve kötü özellikleri devamlı tezatlık oluşturacak şekilde arka arkaya sunulmaktadır. Durum böyle olunca da karaktere karşı daha objektif bir tavır alabiliyorsunuz.

3) Flaubert bu kitapla dönemindeki Fransa'nın toplum ve ahlak yapısına ayna tutmuştur. Şu asırdan geriye baktığımızda dünyada pek de değişen bir şey yok gibi gözüküyor.

(Dikkat: 4. madde spoiler içerir.)

4) Gustave Flaubert kitabın gerçekliği yansıtmasına o kadar önem vermiştir ki arsenik ile intihar eden Madame Bovary'nin ölüm tasvirini yazabilmek için çok az miktarda arsenik içtiği söylenmektedir.

Olumsuz Notlar:

1) Madame Bovary'nin bitmek bilmez tutku arayışı bir yerden sonra sabırınızı taşırabilir. Tıpkı Goriot Baba kitabındaki gibi Madame Bovary'e de sıklıkla "Kendine gel artık" demek isteyebilirsiniz.

2) Flaubert, Mösyö Bovary karakterini kitapta zayıf bir karakter olarak tasvir edilmiştir. Bu yönüyle Madame Bovary'nin hep bir adım gerisinde kalmış.  Madam Bovary'nin ölüm tasviri bile sayfalarca sürerken, Mösyö Bovary'nin ölümü 2 cümleye sıkıştırılmış. Onun iç dünyasını daha fazla görebilmeyi isterdim.

3) Kitabın realizm akımına uygun olarak yapılan uzun mekan tasvirleri bazı yerlerde olay örgüsünde neler olacağı merakı ile hızlanmak isterken size fazla durağan gelebilir.

Akılda Kalanlar:

1) Madam Delemare Hikayesi

2) Ahlak Kavramı

3) Romantizm Akımı Kitapları

4) Arsenik

5) Matmazel Bovary'nin Kadersizliği

6) Fransa Tiyatro Geceleri

Alıntılar:

* "Yeniliğin cazibesi tıpkı bir elbise gibi, azar azar sıyrılıp düşerek, ihtirasın hep aynı şekilleri ve aynı lisanı olan o ezeli yeknesaklığını çırılçıplak ortada bırakıyordu."

* "Çünkü zevkler, bir okul avlusundaki çocuklar gibi, kalbimin üzerinde o kadar tepinip durmuştu ki, orada hiçbir yeşillik bitmiyor ve oradan kim geçerse, çocuklardan daha sersem, onlar gibi adını duvara kazımayı akıl bile edemiyordu."

* "Onun sandığına göre aşk, şimşek parıltıları ve gök gürültüleri ile kendini birdenbire gösterir, göklerden düşüp hayatı altüst eden, iradelerimizi birer yaprak gibi söken, bütün kalbi uçuruma sürükleyen bir kasırgaya benzerdi. Bilmiyordu ki, evlerin taraçalarında oluklar tıkalı ise, hafif yağmurdan da göller hasıl olur..."

* "İnsan, hiçbir şeye karşı ilgisi, hiçbir şeyden umudu kalmayınca, hayatın her gün değişmeyen tekrarı altında ezilir."

* "Asıl acınacak şey dedi; lüzumsuz bir ömrü sürüklemektir."

* "Bir erkek, en azından özgürdür. Tutkudan tutkuyla, ülkeden ülkeye dolaşabilir, engelleri aşabilir, en erişilmez mutluluklara ulaşabilir. Bir kadın ise hep yasaklara sınırlıdır."

* "Tanrı bizim bütün geresinimlerimizi bildiğine göre, dua etmek ne işe yarar?"

* "Sevdiklerimizi çekiştirmeye başladık mı onlardan kopmaya başladık demektir."

30 Mayıs 2020 Cumartesi

Goriot Baba Kitap Konusu


Kitap Adı: Goriot Baba
Kitap Yazarı: Honoré De Balzac
Çeviri: Volkan Yalçıntoklu
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kitap Sayfa Sayısı: 284
Basım Tarihi: 2019

Goriot Baba okuduktan sonra etkisini bir süre üzerimde atamadığım kitaplardan biridir. Kitap, realist akımının baş eserlerinden biri olması sebebiyle bulunduğu noktanın hakkını okuyucuya fazlasıyla veriyor. Öyleki kitap bittiğinde kendinizi acımasız gerçeklerle karşı karşıya buluyorsunuz. Kitabın en başından itibaren hayatın içinden karakterlerle sizde olayın geçtiği pansiyonda kendinizi yaşıyor gibi hissediyorsunuz. 

Hikaye Goriot Baba adında 2 kızı bulunan eski bir şehriye tüccarının hayatını bizlerle paylaşmaktadır. Hikayenin temeli de Goriot Baba ve kızları üzerinden akmaktadır. Tüm bunlarla beraber kitap tamamen Goriot Baba üzerine kurgulanmamıştır. Onunla beraber pek çok karakterin yaşamına da tanıklık edilmektedir. 

Goriot Baba kitabının konusunu daha fazla detaylandırmayacağım. Her kitap hazine gibidir ve bence kitabın konusu anlatıldığında o hazine önyargılarla sınırlandırılarak heba oluyor. Bir noktada hayal günü ölüyor ve başkalarının yorumları sizin zihninizi işgal ediyor. Kitapla ilgili yorumları genel olarak toparlamak gerekirse;

Olumlu Notlar:

1) Kitap, alt ile üst tabaka arasındaki sınıf farkını çok başarılı bir şekilde dile getirmiştir. Anlıyorsunuz ki 1800'lerde günümüzden pek farklı değilmiş. Zenginler için adalet o zamanda farklı işliyor ve para her devirde tüm kapıları açıyormuş.

2) Goriot Baba ve Mösyö Rastignac üzerinden dibe vuruş ile yükselmenin beraber sunulduğu tezatlıklar kitaba bambaşka bir anlam katmış. Birinin düşüşünü, diğerinin ise, yükselişini izlerken kimin daha acısına durumda olduğuna karar vermek oldukça zor oluyor.

Olumsuz Notlar:

1) Kitabın pek çok yerinde Goriot Baba'nın yaşadıklarını içselleştirip yüreğiniz sıkışabilir. Ayrıca bazı sayfalarda kitabın içine girip Goriot Baba'ya tüm gerçekleri anlatmak isteyebilirsiniz. 

Akılda Kalanlar:

1) Vauquer'nin Evi

2) Paris

3) İhtişam ve Sefalet

4) Col Tempo! (Zamanla)

5) Trahit Sua Quemque Voluptas (Herkes dilediğine, iradesine göre karar verir.)

Alıntılar:

* "Başınıza bir dert gelmeyegörsün, her zaman gelip bunu size yetiştiren, elindeki hançeri yüreğinize saplayıp büken, üstelik de sizi hançerin sapına hayran bırakmaya çalışan bir dostunuz bulunur."

* "Erdem bölünmez, ya vardır ya da yoktur. Bize günahlarımızın kefaretini ödememiz söyleniyor. İşte sayesinde bir tövbekarlık girişimiyle bir suçun bağışlandığı güzel bir sistem!"

* "Kurumuş yürekler görmek mi daha ürkütücüdür, boşalmış kafatasları görmek mi, kim karar verebilir?"

* "Hiç kimseyi aldatmayalım: Yalandır bizi alçaltan."

* "Zindan gardiyansız olmaz, bunları birbirinden ayrı düşünemezsiniz."

* "Nefreti doğal olarak dostluğuna ağır bastı; kini aşkından değil, yanılgıya uğramış umutlarından kaynaklanıyordu. İnsan yüreği  sevginin doruklarına çıkarken molalar verse de, kindar duygularının dik yokuşunda nadiren durur."

* "Gökteki bir şeye saldırılacaksa Tanrı'ya nişan almalı!"

* "Ama içinizde gerçek bir duygu varsa onu bir hazine gibi saklayın; anlaşılmasına izin verirseniz kaybedersiniz, cellat yerine mahkum olursunuz.

* " İyi dostluklar herkesin hesabını bilmesine dayanır."

* " İşte hayat olduğu haliyle böyle, mutfaktan daha güzel değil, onun kadar pis kokar ve leziz bir yahni yapmak için elleri kirletmek gerekir; yalnız elinizi temizlemesini iyi bilin; Dönemimizin tüm ahlakı buna dayanır.

15 Mayıs 2020 Cuma

Kaptan Fantastik Film Yorumu


Yayın Tarihi: 8 Temmuz 2016 (ABD)
Film Müziği: Sweet Child O'Mine
IMBD Puanı: 7.9
Yönetmen: Matt Ross
Oyuncular: Viggo Mortensen / Trin Miller / Frank Langelia / George Mackay / Annalise Basso / Samantha Isler / Nichola Hamilton / Shree Crooks / Charlie Shotwell

Şu karantina günlerinde hepimiz eskisinden daha çok film izliyoruzdur sanırım. Bu boşluğu fırsat bilip yakın tarihli filmleri tamamladıkça yavaş yavaş daha eski yapımlara da göz atmaya başladım. Dün izlediğim 2016 yapımı "Kaptan Fastastik" de işte, tam bu noktada karşıma çıktı.

Film, Ben (baba) ve 6 çocuğunun Kuzeybatı Pasifik Ormanları'nda geçen izole hayat hikayesi ile başlıyor.  6 çocuğun modern sistemden uzak olan yaşamları travmatik bir olay ile değişir ve aile bir anda kapitalist dünyanın içine girmek zorunda kalır. Bundan sonrasında  aile sistemle yüzleşecek ve bazı iç hesaplaşmalar yaşayacaktır. İzlemeyenler için filmin büyüsünü bozmadan genel yorumlarımı şu şekilde aktarabilirim. 

Olumlu Notlar:

1) Film, "Kapitalist sistemin dışında yaşasak nasıl olurdu?" sorusunu yanıtlayacak türden. Mevcut düzenin hem artıları hem de eksileri objektif bir şekilde ortaya konulmuş. Bununla beraber ekonomik sistemi, hakları ve dinleri de gayet akıllıca eleştiriyor. Dogmatik olanı sorgulatıyor.

2) Eğitim sistemi ile ilgili de çok önemli dersler veriliyor. Okullarda alınan eğitim gerçekten ne derece yeterli insan düşünmeden edemiyor.

3) Filmin başlarında yer alan kitap okuma sahnesindeki kitapların hepsi birer baş yapıt niteliğinde. Hala okumamış olanlar varsa film aracılığıyla belki ilgilerini çekebilir.

Olumsuz Notlar:

1) Filmin sonu kimilerini memnun etmeyebilir; çünkü bazı okuduğum yorumlarda da farkettim ki pek çok kişi bu noktada ayrıma düşmüş. Bana kalırsa, gerçekçi bir son olmuş. Ne de olsa bazı şeyleri direnip değiştirmek her zaman mümkün olmayabiliyor.

Akılda Kalanlar:

1) Karamazov Kardeşler

2) Tüfek, Mikrop ve Çelik

3) Kozmosun Dokusu

4) MiddleMarch

5) Planck Zamanı

6) Marksizm

7) İnsan Hakları Beyannamesi

8) Noam Chomsky

9) Platon- Devlet

Alıntılar:

* “Umudun olmadığını varsayarsan, hiç umudun olmadığını garantilemiş olursun. Eğer özgürlük için bir içgüdü olduğunu, bir şeyleri değiştirmenin imkanı olduğunu varsayarsan, o zaman dünyayı daha iyi bir yer yapmaya katkıda bulunabilme ihtimalin vardır.”

* "Yüzüm benim, ellerim benim, ağzım benim fakat ben benim değilim. Ben seninim"

* "Heyecanlanma. Düşün, gözlemle ve plan yap."

* "Keşif birlikleri yok. Kimse büyülü bir şekilde gelip seni kurtarmayacak sonunda."

* " -Nasıl bir deli Noam Chomsky'nin doğum gününü resmi bir tatilmişçesine kutlar? Neden bizde dünyanın geri kalanı gibi Noel'i kutlayamıyoruz?
-İnsan haklarını desteklemek için onca şey yapmış bir yardımsever yerine kurgudan ibaret sihirli bir elfi kutlamayı mı tercih edersin?"

* "İlk olarak, Leslie Budizm'e bağlıydı ve onu bir din olarak değil de felsefe olarak görüyordu. Hatta, Leslie tüm dinlerden nefret ederdi. Ona göre dinler, insanların körü körüne bağlanması ve masum ve cahil insanların yüreklerine korku salmak için tasarlanmış çok tehlikeli peri masallarıydı."

* "Bir kadınla seks yaptığında nazik ol ve onu dinle. Ona saygı ve değerle yaklaş. Onu sevmesen bile. Her zaman doğruyu söyle. Her zaman doğru olanı yap. Her günü son günün olabilirmişçesine yaşa. Her şeyiyle yaşa. Maceraperest ol, cesur ol; ama tadını çıkar, hemen geçiyor."

13 Mayıs 2020 Çarşamba

Nietzsche Biyografi

Nietzsche Biyografi Julian Young
Kitap Adı: Nietzsche
Kitap Yazarı: Julian Young
Çeviri: Bülent O Doğan
Yayınevi: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Kitap Sayfa Sayısı: 933
Basım Tarihi: 2010

Nietzsche'nin kitaplığımdaki yeri farklıdır. Bana göre; bu filozofun düşünceleri ve kitapları bir şekilde kılıf değiştirip bulunduğu zaman dilimine uyum sağlıyor. Bende kitapların bu özelliğinden yararlanarak dönem dönem hepsini tekrar okurum. Fakat yakın zamanda okuduğum biyografisi ile sanki yapbozun farkında olmadığım eksik bir parçası tamamlandı. Keşke eserlerini okumadan önce biyografisi ile başlasaydım diye kendi kendime hayıflandım. Bu sebeple eğer ki eserlerini daha önce okumadıysanız, sizlere tavsiyem mutlaka öncelikle biyografiyi okumanızdır.

Biyografiyi okurken sanki Nietzsche'nin yanında olduğunuz izlenimine kapılıyorsunuz. Öyle ki yaşadığı duygusal travmalara, platonik aşklara, hastalıklara ve daha nice olaya onun arkadaşıymışsınız gibi birebir şahit oluyorsunuz. Yaşadığı her olay sonrasında ise, ortaya çıkan eserlerdeki etkiyi daha iyi kavrayabiliyorsunuz. Hangi kitabın, hangi olaydan sonra nasıl bir psikoloji ile yazıldığını bilmekse insana inanılmaz bir idrak yeteneği kazandırıyor. Nietzsche kitabı ile ilgili yorumları özet olarak toparlamak gerekirse olumlu / olumsuz notlar, akılda kalanlar ve alıntılar olarak dörde ayırabilirim.

Olumlu Notlar:

1) Nietzsche'nin bugünkü ününe ulaşması elbette ki tesadüf değildi. İşin mutfağında durmadan çalışan bir adamın profili yatmaktaydı. Kitap bu yönden ilgili noktaları çok başarılı bir şekilde öne çıkarabilmiş.

2) Nietzsche kimileri tarafından dengesiz ya da akıl hastası olarak nitelendirilse de aslında ciddi sağlık problemleri ile baş etmeye çalışıyordu. Kitapta ilgili bu bölümleri okuduğunuzda verdiği mücadelenin çok da kolay olmadığını anlıyorsunuz. 

3) Nietzsche çağının çok ötesinde olsa da zamanının köhne düşünceleri yüzünden devamlı kendini savunmak zorunda bırakılmıştır. Bu sebeple özel yaşantısında da çoğu zaman hakkında yanlış dedikodular çıkarılmıştı. Kitabın bu söylentileri cevaplaması ile belki Nietzsche'nin ruhu bir nebze de olsa huzura kavuşmuştur diye düşünüyorum.

4) Bülent O Doğan'ın mükemmel çevirisi ile ne kadar çok terim yer alsa da kitap su gibi akıp gidiyor.

Olumsuz Notlar:

1) Kitaptaki bazı bölümlerde kopuşlar yaşayabilirsiniz. Özellikle Nietzsche'nin hayatında dönüm noktası olan bazı isimleri hiç tanımıyorsanız. Örneğin: Arthur Schopenhauer, Wagner vb.

2) Kitapta ara bir sayfada filozofun yaşamına dair toplu resimler bulunmaktadır. Bu resimlerin ayrı bir yerde değil de ilgili her bölümün kendi içinde olmasını yeğlerdim. Kitap içinde ileri geri gitmek zaman zaman odak noktasının dağılmasına sebep oluyor.

Akılda Kalanlar:

1) "Da Capo!" ( Bir daha! Bir daha! Tekrar en baştan!)

2) "Tanrı Öldü"

3) "Güç İstenci"

4) "Üstinsan"

5) "Bengidönüş"

6)  "Amor Fati" (Kaderini Sev)

Alıntılar:

* "Nietzsche'ye göre, ruh sağlığı gayet yerinde olan bir insan geriye bakıp bütün hayatını gözden geçirdikten sonra çoşkuyla ayağa kalkıp "oyunun ve performansın tamamına" "Da Copa! - Bir daha! Bir daha! Tekrar en baştan!-" diye haykırabilmeliydi." 

* "Dostunda en büyük düşmanını bulmalısın"

* "Hayatının "kahramanının" kim olacağına karar vermek için kendini tüm olaylardan uzaklaştırmalı "kendini sahneye koyma" sanatını öğrenmeli, kendi hayat hikayesine karar vermelidir."

* "İnsan anlatmaya karar verdiği hayattan, olmaya karar verdiği kişiden hoşlanmalıdır."

* "İnsan özgürlüğün tadına varmak için kısıtlanmayı yaşamış olmalıdır."

* "Hiçbir şey her şey demektir. Güçlenmek istiyorsan, önce köklerini hiçliğin derinlerine gömmeli ve en yalnız yalnızlığında yüz yüze gelmeyi öğrenmelisin."

* "Eskilerin de bildiği gibi, “Homo homini lupus”, “insan insanın kurdudur”."

* "İnsan köleler istiyorsa onları efendi gibi eğitmek aptalcadır."

* "Tüm iyi şeyler bir zamanlar kötü şeylerdi."

* "Kişi yaşama ilişkin nedenine sahipse, bunun nasıl olduğuyla pek de ilgilenmez."

11 Mayıs 2020 Pazartesi

Merhaba

35. Sayfa
İlk yazıya en uygun başlık bu sanırım. Tüm tanışmaların başlangıç kelimesi... Kocaman, içten ve sade bir "Merhaba". Bundan sonra sizlerle kitapları, filmleri, gezilecek yerleri ve sanatın her türlü dalını burada beraber keşfedeceğiz. Bu sayfanın benzer sayfalardan farkı ne derseniz? Güncel olması, salt kitap özeti değil; okunmuş gerçek kitap yorumlarının yer alması ve belki de en önemlisi hepimiz için bir akıl defteri olacak olması. 

Bu başlangıç ile adım adım yeni keşifler yapacağımız bir yola çıkıyoruz. Umarım sizler de bu yolda bize eşlik edersiniz.